Kaşıntı, Uyuz İle Doğan Plaj Kültürü 286 Yaşında!
Avrupalı denizin keyif boyutu ile nasıl tanıştı? 'Bir musibet, bin hayır getirir' türü tarihte yolculuk.
286 yıl önce.
22 Temmuz 1736. İngiltere’nin güney sahillerinde Brighthelmstone adlı küçük bir balıkçı kasabasında kocasıyla birlikte tatil yapan July Clarke, arkadaşlarından birine bir mektup yazdı.
Şöyle diyordu:
“Şu anda Brighthelmstone’da plajda güneşleniyoruz... Burası çok güzel. Sabahları güneş banyosu yapıyoruz, sonra gidip balık satın alıyoruz; öğleden sonra açıkhavada dolaşıp eski Sakson yerleşiminin kalıntılarını geziyoruz, yolda giderken limandaki gemileri sayıyoruz...”
Tanıdık gelen ve 286 yıl öncenin bugünlerinde kaleme alınmış olan bu paragraf, ileride modern deniz turizminin başlangıç belgelerinden biri olarak şöhrete kavuşacaktı.
İnsanlar denize ilk defa 18. yüzyılda girmemişti elbette. Sağlık için denize girme fikri çok daha eskiye uzanıyordu. Suyla çok haşır neşir olan Roma uygarlığından sonra bütün Ortaçağ'ı, ünlü Fransız tarihçi Michelet’nin deyişiyle “kaşınarak geçiren” Avrupalılar, yine de zaman zaman denizin nimetlerinden yararlanmışlardı. Denizden ürkseler bile kaplıcalar, Michelet’nin iddiasının aksine, ortadan kalkmış değildi. Rönesans döneminde kaplıcalar daha da canlandı.
Montaigne, İtalya gezisinde bunu denemiş ve “çektiğimiz sıkıntıların çoğunu eski zamanlardaki bu âdeti terketmiş olmamıza bağlıyorum” diye yazmıştı (1581). O sıralarda tıp tarihinin tanınmış ismi, parlak cerrah Ambroise Paré de Fransa kralı için yazdığı reçetenin uygulandığını kaydeder: “Salı 3 Haziran 1578’de Kral III. Henri ve kraliçeler, Ecouen’a gidip yattılar, ertesi gün Kral uyuz tedavisi için Dieppe’de denize girdi.”
Sonraki yüzyıllarda hekimler denizin sağlığa iyi geldiğinden bahseden pek çok risale yayımlandı. Ancak bunlardan birinin bütün Avrupa’yı dalga dalga etkileyen bir moda yaratması için İngiliz hekim Richard Russell’ın (1687-1759) Latince kaleme aldığı Deniz Suyunun Kullanımı Üzerine adlı kitabı beklemek gerekti (1753). Bu kitap öyle bir yankı uyandırdı ki, ileride Michelet, “Russell denizi icat etti” diyecekti. Russell hastalarına, “deniz suyu içmeyi, denizde yıkanmayı ve her türlü deniz ürününü yemeyi” tavsiye ediyordu. Russell’ın önerileri o kadar etkili olmuştu ki, 1783’te porfiri hastalığı nedeniyle akli dengesini kaybeden İngiltere Kralı 3. George, bütün saray halkıyla birlikte Weymouth kasabasına giderek denize girdi. Eh tabii, bir moda başlatmak için kraldan iyi öncü bulunamazdı.
Kaynak;
Ayşen Gür'ün Haziran 2012'de NTV Tarih için yazdığı "Kaşınan Avrupalılar denizi nasıl keşfetti" yazısından, William Heath imzalı "Brighton'ın Denizkızları" başlıklı çizim.



